"ŞEHİRLERİN GELECEĞİ YÖNETİCİLERİN ELİNDE"

Bakan Özhaseki yaptığı konuşmada; şehirlerin geleceğinin düzgün yöneticilerin elinde olduğuna değinerek, "Kültürler şehirde inşa ediliyor. Medeniyetler şehirde başlayıp, gelişiyor. Şehirlerimize özen göstermemiz gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Şehirler taşla, topraktan ibaret değil, canlı organizmalardır. Aynı insan gibi. Artık şehirler ülkelerin bile isimlerinin önüne geçer vaziyette olmaya başladılar. Şehirlerin geleceği yöneticilerin ufukları ile doğru orantılıdır. Eğer o şehirdeki özellikle yerel yöneticiler, sadece belediye başkanlarını kastetmiyorum, valisi, askeri, sivil toplum örgütleri kim varsa, bunlar arasında bir uyum varsa, şehirleri geleceğe taşımak adına doğru kaygılar taşıyıp, hedefler koyup, uyum içinde oraya koşuyorlarsa o şehirlerin geleceği parlak ve aydınlıktır. Çekişmeler başlamış, ayak kaydırmalar devam ediyor, ince ve küçük, siyasi ve basit hesaplarla şehirlerin geleceği tehlikeye atılıyorsa, emin olun o şehirlerin işi biraz daha zor gözüküyor." dedi.

"ÖZELLİKLE 2000'Lİ YILLARA KADAR YAPILAN YAPILAR İÇİN ÇABALIYORUZ"

Bakan Özhaseki şöyle konuşmasına şöyle devam etti, "Bizde planlamalar çok geç oldu. Bu geç planlamaya eş olarak ikinci bir sıkıntı da göçlerin bizde geç yaşanmış olması. Avrupa'da Sanayi Devrimi ile birlikte insanlar şehirlere doğru koşup, koca koca şehirler oluştururken, bizde göç dalgası 1950'lerde başlıyor. 1950'lerde şehir, köy oranı yüzde 74 iken bu geldiğimiz noktada tam tersine dönmüş vaziyette. 50'lerin başında 500 bini geçen nüfusu olan iki şehrimiz varken, şimdi kaç şehir olduğunu hepiniz biliyorsunuz. Bu göç dalgası karşısında hazırlıksız yakalanmışız. Daha sonra gelen belediye anlayışlarında da, ideolojik tavırla insanları hiç bir şekilde, bir plan dahilinde yerleşim yeri, konut edinme hakkını düşünmeden, 'bırakın yapsınlar, bırakın gecekondular oluşsun, yarın öbür gün bizim adam olurlar' gibi 'arka bahçemizde oy alırız' gibi düşüncelerle varoşlaşmaya doğru adımlar atılmaya başlamış. 1950'li yıllarda çok cüzi olan gecekondu sayısı 94'e gelindiği zaman 640 bine ulaştı. Bir bu sayı kadar da kaçak yapı var, sadece İstanbul için. İşte bunlar için kentsel dönüşüm, depremsellik diye çabalıyoruz. Özellikle 2000'li yıllara kadar yapılan yapılar için çabalıyoruz."